Paribu Custody webinarında staking, lending ve borrowing'in hukuki ve operasyonel boyutları ele alındı
Blockchain Türkiye Platformu'nun yeni raporu Paribu Custody webinarında ele alındı. Küresel staking pazarı 245 milyar dolara ulaşırken, Türkiye'de staking hukuken serbest ancak operasyonel kapasite ikincil düzenlemelerle şekilleniyor.

Blockchain Türkiye Platformu Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan "Kripto Varlıklarda Sermaye Verimliliği Araçları: Staking, Lending ve Borrowing" raporu, Paribu Custody webinar serisinin dördüncüsünde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Çağlayan Aksoy ve Paribu Hukuk Müşaviri Aysu Düz'ün katılımıyla değerlendirildi. Küresel staking pazarının 2026 başı itibarıyla 245 milyar dolara ulaştığı paylaşılırken, Türkiye'de TÜBİTAK altyapı kriterlerinin sıcak cüzdan sınırı nedeniyle staking'in operasyonel olarak daraldığı vurgulandı.
Türkiye'de kendi geliştirdiği teknolojiyle hizmet veren kripto varlık saklama hizmeti sağlayıcısı Paribu Custody, düzenli olarak gerçekleştirdiği webinar serisinin dördüncüsünü tamamladı. Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve lansmanı Paribu Art'ta gerçekleştirilen "Kripto Varlıklarda Sermaye Verimliliği Araçları: Staking, Lending ve Borrowing" raporu ışığında staking, lending ve borrowing mekanizmalarının hukuki, vergisel ve operasyonel boyutları ele alındı.
Staking teknik bir süreç, lending ve borrowing finansal bir ilişki
Pınar Çağlayan Aksoy, staking, lending ve borrowing kavramlarını birbirinden ayıran temel unsurun, gerçekleştirilen işlemin teknik bir ağ katılımı mı yoksa karşı taraf riskini içeren finansal bir ilişki mi olduğu noktasında düğümlendiğini belirtti. European Banking Authority (EBA) ve European Securities and Markets Authority'nin (ESMA) 2025 tarihli ortak raporunda staking kavramının "blok ödülleri üretebilen doğrulayıcı ayrıcalıkları karşılığında kripto varlıkların hareketsiz hâle getirilmesi" şeklinde tanımlandığını hatırlatan Aksoy, lending ve borrowing'de kullanıcının kripto varlığını getiri beklentisiyle başka bir tarafa geçici olarak devrettiğini, faiz ya da benzeri bir ekonomik getiri taahhüdünün bulunduğunu ve staking'den farklı olarak karşı taraf riskinin ortaya çıktığını ifade etti.
Aksoy, bu ayrımın hukuki açıdan kritik olduğunun altını çizerek, bir işlemin staking, lending veya borrowing olarak nasıl nitelendirildiğinin hak sahipliğinden iflas durumundaki alacak sırasına, vergisel rejimden yetkili düzenleyici otoriteye kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini söyledi.
Küresel staking pazarı 245 milyar dolara ulaştı
Paribu Hukuk Müşaviri Aysu Düz, BCTR raporundaki verilerden hareketle pazarın ölçeğini paylaştı. Düz'e göre 2026 başı itibarıyla küresel staking pazarı yaklaşık 245 milyar dolar büyüklüğüne ulaştı. Staking platform pazar büyüklüğünün 2024'te 4,2 milyar dolar olarak kaydedildiğini, 2033'e kadar 23,7 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyleyen Düz, "Lending ve borrowing tarafında ise 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla kripto teminatlı toplam borç hacminin 73,59 milyar dolara ulaştığını ve DeFi lending 40,99 milyar dolar ile piyasanın yaklaşık yüzde 56'sını, CeFi'ın 24,37 milyar dolar ile yüzde 33'ünü oluşturduğunu biliyoruz" diye konuştu.
Türkiye'de staking mümkün ancak operasyonel sınırlar dar
Türkiye'deki düzenleyici çerçeveyi aktaran Aysu Düz, TÜBİTAK altyapı kriterlerinin kilitleme işlemlerinin yalnızca sıcak cüzdanlarda yapılabileceğini hüküm altına aldığını hatırlattı. Platformların ve saklama kuruluşlarının en fazla yüzde 5'lik varlığı sıcak cüzdanlarda tutabilmesi nedeniyle, staking'e konu olabilecek müşteri varlık oranının pratikte çok düşük kaldığını ifade eden Düz, soğuk cüzdanlarda da kilitleme mekanizmasının mümkün hale gelmesinin ekosistemin gelişmesi açısından faydalı olacağı yönündeki görüşlerini düzenleyici kurumlarla paylaştıklarını söyledi.
Saklama teknolojisi teknik bir altyapının ötesine geçiyor
Webinarın kapanışında Pınar Çağlayan Aksoy, staking ve lending işlemlerinde kullanıcı varlıkları üzerindeki fiili hakimiyetin platforma veya saklama kuruluşuna geçmesiyle birlikte ciddi bir özen borcunun doğduğunu, iflas senaryolarında varlık ayrıştırmasının ve işlem kayıtlarının hukuki ispat standartlarını karşılamasının kritik önem taşıdığını vurguladı.
Aysu Düz ise saklama kuruluşlarının bu süreçlerde özel anahtar yönetimi, kural motoru, çoklu onay mekanizmaları ve işlem bütünlüğünü sağlayan taraf olarak konumlandığını belirtti. SPK'nın staking işlemlerini platformlara değil saklama kuruluşlarına vermesinin temelinde de bu teknolojik gerekliliklerin yattığını ifade eden Düz, platformların saklama kuruluşu tercihinde hem uyum süreçlerini hem de bu tür ürünlere yönelik saklama kapasitesini ve inovasyona uyumu dikkate alması gerektiğini söyledi.
FT Finansal Teknoloji Analizi
BCTR raporu, sektörde uzun süredir parçalı biçimde tartışılan staking, lending ve borrowing konularını ilk kez tek bir referans çerçevesinde bir araya getiriyor ve bu yönüyle Türkiye kripto varlık ekosistemi için akademik nitelikte bir başvuru kaynağı oluşturuyor. Webinarda paylaşılan değerlendirmelerin yanında, raporun bütününe bakıldığında birkaç katman daha öne çıkıyor.
Birincisi, Türkiye'deki düzenleyici çerçevenin staking'i yasaklamadığı, hatta Çalışma Tebliği'nin 10/4 ve 26/9 hükümleriyle hem platformlar hem de saklama kuruluşları için imkân tanıdığı net biçimde ortaya konuyor. Bununla birlikte, uygulamanın kapsamını şekillendiren temel unsurun ikincil düzeydeki altyapı kriterleri olduğu görülüyor. TÜBİTAK tarafından belirlenen sıcak cüzdan oranı, varlık güvenliği açısından önemli bir koruma sağlarken; staking'e konu olabilecek varlık hacmini de doğal olarak sınırlandırıyor. Raporun aktardığı hesaplamayla bir platformun 100 birimlik müşteri varlığı içinde staking'e konu olabilecek miktar yaklaşık 9,75 birime karşılık geliyor. Bu tablo, hukuki çerçevenin esnek olduğu bir alanda operasyonel kapasitenin ne ölçüde genişleyebileceğine dair önümüzdeki dönemde ikincil düzenlemelerle yapılacak ince ayarın önemini ortaya koyuyor.
İkincisi, raporun karşılaştırmalı hukuk bölümünde Dubai'nin Virtual Assets Regulatory Authority (VARA) modeli özellikle dikkat çekiyor. VARA, staking'i "saklama hizmetlerinden staking" olarak konumlandırıp saklama lisansının bir alt kümesi haline getirirken; "düğüm başına tek müşteri" ve "yeniden rehin yasağı" gibi yüksek standartlarla müşteri varlıklarının havuzlanmasını da yasaklıyor. Türkiye'de ise SPK'nın Mart 2025 ikincil düzenlemeleriyle netleşen yapı, staking'i hem platformlar hem de saklama kuruluşları için ayrı ayrı mümkün kılan farklı bir mimariye dayanıyor. Saklama altyapısının teknik düzeyi birçok ülkenin üzerinde iken kilitleme mekanizmasının yalnızca sıcak cüzdanlar üzerinden işleyebilmesi, sektörün en sık dile getirdiği ikincil düzenleme talebini oluşturuyor.
Üçüncüsü, raporda yer alan vergisel analiz, kripto varlıkların Sermaye Piyasası Kanunu'nda "gayri maddi varlık" olarak tanımlanmasına karşın vergi mevzuatında bu tanımın karşılığının henüz oluşturulmamış olduğunu ortaya koyuyor. Lending'den elde edilen gelirin, kripto varlıkların vergi mevzuatında "gayri maddi hak" olarak tanımlanması halinde "menkul sermaye iradı" yerine "gayrimenkul sermaye iradı" kapsamında değerlendirilebileceği yönündeki doktrin görüşleri; staking ödüllerinin ise dolaysız ve dolaylı modellere göre farklı vergi politikalarına tabi tutulması gerektiğine ilişkin öneriler, bu alana ilişkin sistematik bir politika tasarımının henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor. 2 Mart 2026'da TBMM'ye sunulan ve 27 Mart 2026'da geri çekilen kanun teklifi, vergisel belirsizliğin devam ettiğini doğruluyor.
Dördüncüsü, raporun sonuç bölümünde net olarak ifade edilmese de satır aralarında okunan bir gerçeklik var: Türkiye'de yerleşik kullanıcıların özellikle lending ve borrowing taleplerinin SPK ve BDDK denetimi dışındaki yurt dışı platformlara yönelmesi, hem ekosistemin gelişimini yavaşlatma hem de kullanıcı koruması açısından risk doğurma potansiyeli taşıyor. Raporun ortaya koyduğu çerçeve, düzenleyici otoritelerin önümüzdeki dönemde ikincil düzenlemelerle hem soğuk cüzdan staking'ine hem de lending-borrowing mekanizmalarına yönelik daha net bir tutum belirlemesinin yalnızca teknik değil, stratejik bir tercih olduğunu da ima ediyor.
BCTR'nin raporu, bu dört katmanın da aynı anda tartışılabileceği bir zemin sunması itibarıyla Türkiye fintech ekosisteminin kurumsal hafızasına önemli bir katkı niteliğinde.

Sesli Dinle
Editör Ekibi
FT Finansal Teknoloji editör ekibi, fintech ve dijital finans alanındaki gelişmeleri haber değeri ve editoryal perspektifle takip eder.
