Dijital kıymetli madende dönüşüm yetkisi merkezi takas kuruluşlarına verildi, Borsada işlem Bakanlık iznine bağlandı
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yeni Tebliği, dijital kıymetli madenlere ilişkin hukuki çerçeveyi belirledi. Düzenleme, dönüştürme yetkisini merkezi takas kuruluşlarıyla sınırlandırırken, dijital kıymetli madeni sermaye piyasası aracı ve kripto varlık tanımlarının dışında konumlandırıyor. FT Finansal Teknoloji, düzenlemenin sektörel etkilerini ve Türk Dünyası'ndaki benzer modellerle farklarını analiz etti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 29 Temmuz 2026 tarihli ve 33324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/1 sayılı Tebliğ ile dijital kıymetli madenlere ilişkin hukuki çerçeveyi belirledi. Düzenleme, birebir fiziki karşılığı Darphane veya Borsa nezdinde saklanan işlenmemiş kıymetli madenlerin dijital ortama aktarılmasını 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren merkezi takas kuruluşlarının yetkisine bırakırken, hem dönüşüm hem de Borsada işlem görme için Bakanlığın uygun görüşünü zorunlu kıldı. Tebliğ, 23 Şubat 2023 tarihli ve 32113 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2023/1 sayılı Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ'in altıncı maddesine iki fıkra ile iki geçici madde ekliyor ve yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
Düzenlemenin merkezinde, Türk mevzuatına yeni giren bir varlık tanımı bulunuyor. Belirli saflık ve ağırlıktaki işlenmemiş kıymetli maden, Borsa üyeleri arasında transfere imkân sağlayan bir dağıtık defter altyapısı üzerinde temsil edildiğinde, ortaya çıkan birim gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli maden sayılıyor. Tebliğ bu birimi sermaye piyasası aracı saymıyor, kripto varlık da saymıyor. Pratik sonucu şu: varlık, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin rejimin dışında kalıyor ve dijital kıymetli madene dönüştürme işlemi piyasanın tamamına değil, merkezi takas kuruluşlarına bırakılıyor.
Uygulamaya ve kayıtların tutulmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle Borsa tarafından yapılacak düzenlemelerle belirlenecek. Bu, teknik çerçevenin henüz yayımlanmadığı, saflık ve ağırlık eşiklerinin, cüzdan yapısının, transfer limitlerinin ve fiziki teslim prosedürünün Borsa İstanbul düzenlemesine bırakıldığı anlamına geliyor.
Yürürlükteki altyapı geriye dönük izne tabi tutuldu
Tebliğin eklediği geçici üçüncü madde, düzenlemenin en dikkat çekici hükmü. Maddeye göre, yürürlük tarihi itibarıyla gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli madenlere dönüştürülmüş olan varlıkların Borsada işlem görmesi için de Bakanlığın uygun görüşü aranıyor. Hüküm, sıfırdan kurulacak bir pazarı değil, halihazırda çalışan bir altyapıyı ilgilendiriyor.
Takasbank'ın 30 Aralık 2019'da devreye aldığı ve adını bir gram altın ifadesinden alan BiGA, fiziki karşılığı Borsa İstanbul kasalarında saklamaya alınmış altının blokzincir üzerinde temsil edilerek taraflar arasında transfer edilmesini sağlıyor. Takasbank'ın kendi tanımıyla sistem ihraç, itfa ve transfer kabiliyetlerini barındırıyor, üye bankaların mobil uygulamaları üzerinden hesap açılabiliyor ve kullanıcının fiziki çekim talebi Darphane onayının ardından dört ila yedi iş günü içinde karşılanıyor. Projeye ilk etapta Ziraat Bankası, VakıfBank, Garanti BBVA, Albaraka Türk, Kuveyt Türk ve Ziraat Katılım katılmıştı.
Dolayısıyla 2026/1 sayılı Tebliğ yeni bir ürün oluşturmuyor. Yedi yıldır işleyen bir uygulamayı, kripto varlık düzenlemelerinin olgunlaştığı bir dönemde açık bir hukuki kategoriye yerleştiriyor ve bu kategorinin kapısındaki anahtarı Bakanlığa veriyor.
Rafineri stoklarında kapanış hükmü
Tebliğin eklediği geçici ikinci madde, dijitalleşmeden bağımsız görünse de kayıt dışılıkla mücadele bakımından en somut hükmü içeriyor. 2023/1 sayılı Tebliğ'in geçici birinci maddesi kapsamında Bakanlığa faaliyet izni başvurusunda bulunan ve başvuru değerlendirme süreci hâlâ devam eden Türkiye'de yerleşik tüzel kişiler, artık Kıymetli Maden Takip Sistemi kapsamında üretim yapmak zorunda. Bu rafinerilerin bir ay içinde KMTS kayıt işlemleri için Darphaneye başvurması, kaydın Darphane tarafından onaylanmasını izleyen bir ay içinde de KMTS kayıt tarihinden önce üretilmiş ve satışı gerçekleşmemiş standart işlenmemiş kıymetli madenler ile basılı kıymetli madenleri sisteme kaydettirmesi gerekiyor.
Hüküm, üç buçuk yıldır süregelen bir geçiş rejimini kapatıyor. 2023/1 sayılı Tebliğ'in geçici birinci maddesi, yürürlük tarihi itibarıyla yurt içinde rafinaj faaliyetinde bulunan ve Borsa Rafineri Listesinde yer almayan tüzel kişilere bir aylık başvuru süresi tanımıştı. Aradan geçen sürede başvurusu sonuçlanmayan rafinerilerin ürettiği ve henüz satılmamış stok, artık takip sisteminin dışında kalamayacak. 2023/1 sayılı Tebliğ'in on yedinci maddesi zaten KMTS'nin uygulamaya geçmesinden sonra üretilen ve sisteme kaydı yapılmayan kıymetli madenlerin yurt içinde satışını yasaklıyordu.
KMTS, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından işletiliyor ve rafineri üretimi olan standart işlenmemiş kıymetli madenler ile basılı kıymetli madenlerin üreticisini, üretim tarihi ve yerini, ağırlığını, saflık ayarını ve seri numarasını benzersiz bir kodla ürünün üzerine işleyerek kayıt altına alıyor. Sistemin ülke geneline yayılması için Nisan 2026 hedefi açıklanmış, aynı dönemde kıymetli maden alım satımında 30 bin lirayı aşan işlemlerin bankacılık sistemi üzerinden yapılması yönündeki tevsik zorunluluğu gündeme gelmişti. Güncel fiyatlarla bu eşik yaklaşık beş grama karşılık geliyor.
Kayıt dışılık: üç ayak aynı takvimde kapanıyor
2026/1 sayılı Tebliğ'i tek başına okumak eksik bir tablo veriyor. Üretim ayağında KMTS benzersiz kodu, perakende ayağında tevsik zorunluluğu, kurumsal dolaşım ayağında ise dijital kıymetli madenin merkezi takas kuruluşu tekelinde ihracı devreye giriyor. Üçünün ortak özelliği, kıymetli madenin el değiştirme anını kayıt üreten bir işleme dönüştürmesi.
Bu çabanın makro arka planı belirgin. TÜİK verilerine göre işlenmemiş altın ithalatı 2022'de 379,2 tona ve 20,4 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 49,1 milyar dolar olan cari işlemler açığının 19,4 milyar doları net altın ithalatından kaynaklanmıştı. Bakanlık 7 Ağustos 2023'te aylık 12 ton kota uygulamasına geçti. Kota işlenmemiş altın ithalatını geriletti, ancak ithalatın bileşimini değiştirdi. Merkez Bankası uzmanlarının Ocak 2025'te yayımlanan analizine göre, Ağustos 2023'te 12 aylık birikimli olarak 34 milyar dolar seviyesindeki işlenmemiş altın ithalatı Kasım 2024 itibarıyla 17 milyar doların altına inerken, aynı dönemde 12 aylık mücevherat ithalatı 1,6 milyar dolar civarından 6,4 milyar doları aşan seviyeye çıktı. İkisinin toplamı 35,5 milyar dolardan 23 milyar dolara geriledi.
Tablo, resmî kanaldaki daralmanın talebi ortadan kaldırmadığını, kanal değiştirdiğini gösteriyor. Mücevherat kalemindeki dört katlık artış bu değişimin kayıtlı kısmı. Kayıt dışı bölümün büyüklüğünü doğrudan ölçmek ise mümkün değil. Sektör tarafında baskı görünür durumda. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Özcan'ın 24 Temmuz 2026'da paylaştığı verilere göre sektör ihracatı 2026'nın ilk altı ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 33 geriledi, işlenmiş altın mücevher ihracatındaki düşüş yüzde 62'ye ulaştı. Özcan, altından mamul ihracatının 2022'deki 181,3 tonluk zirveden 2025'te 125,3 tona indiğini de belirtti.
Bu tabloda dijital kıymetli maden, arz kısıtını çözmüyor. Çözdüğü şey, mevcut arzın izlenebilir bir kanalda dolaşmasını sağlamak. Fiziki karşılığın Darphane veya Borsa nezdinde saklanması ve dönüşümün tek bir takas kuruluşundan geçmesi, kıymetli madenin ilk giriş noktasından itibaren kesintisiz bir sahiplik zinciri üretiyor. KMTS benzersiz kodu ile dijital birimin bu zincirde birleşmesi hâlinde, Türkiye tokenize altın alanında kaynak doğrulaması yapabilen sayılı yapılardan birine sahip olacak. Uluslararası tokenize altın ürünlerinin çoğu, saklama kuruluşunun beyanına ve dönemsel denetime dayanıyor; üretim aşamasından gelen bir kimliğe değil.
Lojistik: taşınmayan altının maliyeti
Düzenlemenin en az konuşulan tarafı, fiziki lojistik üzerindeki etkisi. Kıymetli maden ticaretinde her el değiştirme, zırhlı taşıma, sigorta, kasa giriş çıkışı ve çoğu durumda yeniden ayar tespiti anlamına geliyor. 2023/1 sayılı Tebliğ, rafinerilerin tüm kasa ve stok giriş çıkışlarını sevk irsaliyesi ve benzeri belgelerle anında kayıt altına almasını zaten zorunlu kılıyor. Dijital kıymetli maden, sahipliğin fiziki hareket olmaksızın el değiştirmesini sağlayarak bu maliyet katmanını işlem başına değil, yalnızca giriş ve çıkış anında doğuruyor.
Bunun kuyumculuk ve mücevherat sanayii açısından pratik karşılığı, işletme sermayesi. Kota rejimi altında hammaddeye erişimi daralan üreticiler için, fiziki stok hareketi gerektirmeden teminatlandırılabilen ve devredilebilen bir birim, finansman maliyetini düşürme potansiyeli taşıyor. Borsa üyeleri arasında yedi gün yirmi dört saat transfer imkânı ise, takas döngüsünü mesai saatlerinden kopararak fiyat riskine maruz kalma süresini kısaltıyor.
Buna karşılık, sistemin fiziki teslim ayağı darboğaz olmaya aday. BiGA uygulamasında fiziki çekim talebi Darphane onayının ardından dört ila yedi iş gününde karşılanıyor. Dijital birimin fiyatının fiziki maden fiyatına yakınsaması, teslim sürecinin ne kadar hızlı ve öngörülebilir işlediğine bağlı. Teslim sürtünmesinin yüksek kaldığı bir yapıda, dijital birim ile fiziki maden arasında iskonto oluşması ve kullanıcıların fiziki maden tercihini sürdürmesi mümkün. Türkiye'de kıymetli maden talebinin önemli bölümünün elde tutma güdüsüyle şekillendiği düşünüldüğünde, bu ayrıntı düzenlemenin başarısını belirleyecek unsurlardan biri.
Saklamanın Darphane veya Borsa ile sınırlandırılması ise denetim açısından güçlü, operasyonel dayanıklılık açısından tartışmaya açık bir tercih. Yoğunlaşmış saklama, rezerv doğrulamasını kolaylaştırırken tek nokta riski yaratıyor ve sınır ötesi teslimat karşılığı ödeme kurgularını Borsa düzenlemesinin çizeceği çerçeveye bağımlı hale getiriyor.
Sektörün fiziki sürtünmeden ne anladığına dair somut bir örnek de var. MİB Başkanı Özcan, ürünlerin ayar raporu için Darphaneye sevk edilme mecburiyetinin, özel ayar evi raporlarının kabul edilmemesinin ve ATA Karnesiyle yurt dışına götürülen ürünlerden dahi ayar raporu istenmesinin ciddi vakit ve maliyet kaybı yarattığını belirtiyor. Dijital kıymetli maden bu tür doğrulama sürtünmelerini kendiliğinden çözmüyor, ancak doğrulamanın tek sefer yapılıp kayıt üzerinden sürdürülebildiği bir mimari, aynı ürün için tekrarlanan fiziki ekspertiz ihtiyacını azaltma potansiyeli taşıyor.
Sektörde kim etkileniyor
Düzenlemenin doğrudan muhatabı dar, dolaylı etki alanı geniş. Dönüştürme yetkisi merkezi takas kuruluşlarıyla sınırlandırıldığı için, bağımsız tokenizasyon girişimlerinin altına dayalı birim oluşturup Borsa üyeleri arasında dolaşıma sokması mümkün görünmüyor. Bu şirketler için açık kalan alan varlığın oluşturulması değil, cüzdan, arayüz, mutabakat, muhasebeleştirme ve raporlama katmanı. Kısacası düzenleme, bu segmentte varlığı oluşturan taraf olma hedefini kapatırken hizmet sağlayıcı rolünü genişletiyor.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları için sonuç iki yönlü. Dijital kıymetli madenin platformlarda işlem gören kripto varlık sayılmaması, bu birimin lisanslı platformlarda listelenmesi yolunu kapatıyor ve ürünü Borsa kanalında tutuyor. Buna karşılık, altına dayalı yabancı tokenlerin Türkiye'de sunulmasıyla ilgili tartışmada net bir yerli referans modeli doğmuş oluyor.
Bankalar ve kıymetli madenler aracı kuruluşları açısından tablo daha somut. Borsa üyeliği, dijital kıymetli madene erişimin ön koşulu haline geliyor. Altın hesabı, altına dayalı katılım ürünleri ve teminat yönetimi tarafında çalışan kurumlar için bu, mevcut altyapının üzerine kurulabilecek bir ürün katmanı. Saklama tarafında ise rekabet alanı fiilen yok; fiziki karşılığın Darphane veya Borsa nezdinde tutulması zorunlu.
Ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları bu çerçevenin dışında kalıyor. Varlığın gayri maddi varlık olarak nitelendirilmesi, onu ödeme aracı olarak kullanma yolunu açmıyor. Kuyumculuk ve mücevherat sanayii için ise etki, ürünün kendisinden çok teminatlandırma ve stok finansmanı imkânı üzerinden gelecek. Bütün bu başlıklarda kesin çerçeveyi, Borsa İstanbul'un Bakanlık uygun görüşüyle yayımlayacağı usul ve esaslar belirleyecek.
FT Finansal Teknoloji Perspektifi
Türkiye'nin bu adımı, Türk dünyası finans koridorunda eş zamanlı ilerleyen bir eğilimin parçası, ancak hukuki tercih bakımından koridorun en muhafazakâr modelini temsil ediyor.
Kazakistan'da Ulusal Banka ile Astana International Exchange'in ortak projesi Gold Coin, Mart 2025'te AIX'in Tabys uygulaması üzerinden işlem görmeye başladı. Ürün, rafineri kaynaklı külçenin tokenizasyonu değil, merkez bankasının kendi ÚKI yatırım sikkesinin dijital muadili. Bir birim troy onsun yirmide birini temsil ediyor, fiyatlama LBMA fiksingi ve resmî tenge kuru üzerinden yapılıyor ve yirmi birim biriktiren kullanıcı bunu Ulusal Banka şubelerinden fiziki sikke olarak alabiliyor. Yapı, AIFC'nin İngiliz teamül hukukuna dayanan altyapısı üzerinde kurgulandı. Ulusal Banka, Aralık 2025'te kendi rafine altın rezervlerinin tokenizasyonunu da içeren pilot projelere onay verdi. Kırgızistan'da Kırgız Borsası, Kırgızaltın ve Merkezi Depoziter 3 Nisan 2026'da imzalanan anlaşmayla kıymetli madenlerin borsa üzerinden alım satımının önünü açtı. Özbekistan'da Asterium, 21 Nisan 2026'da her biri bir gram altını temsil eden ve saklama bankası nezdinde tutulan AUZ tokenini duyurdu; birim 0,01 grama kadar bölünebiliyor.
On sekiz ay içinde Kazakistan, Özbekistan ve Türkiye altına dayalı dijital birimlerin oluşturulmasına imkân tanıdı, Kırgızistan ise borsa temelli erişim altyapısını kurdu. Ancak hiçbiri aynı hukuki kategoriyi kullanmıyor. Kazakistan borsa kotasyonu ve finans merkezi rejimi üzerinden ilerliyor, Özbekistan dijital varlık ekosistemi çerçevesini kullanıyor, Türkiye ise varlığı hem sermaye piyasası aracı hem kripto varlık tanımının dışına çıkararak gayri maddi varlık kategorisine yerleştiriyor ve dönüştürme yetkisini merkezi takas kuruluşlarıyla sınırlandırıyor.
Bu ayrışma, koridorun karşılaştığı yapısal sorunun bir başka görünümü. Aynı ekonomik içeriğe sahip birimler farklı hukuki kategorilerde doğduğunda, sınır ötesi tanınma ve karşılıklı kabul mümkün olmuyor. Türkiye'de oluşturulan bir dijital kıymetli madenin Astana'da teminat olarak kabul edilmesi, ya da Taşkent'te oluşturulan bir birimin Borsa İstanbul üyeleri arasında transfer edilebilmesi, teknik bir entegrasyon meselesi değil, ortak bir sınıflandırma meselesi. Dağıtık defter altyapısı bu birimleri teknik olarak birbirine bağlayabilir, ancak hukuki nitelendirme ayrıştıkça köprü kurulamaz.
Koridorun altın konusundaki konumu bu soruyu ertelenemez kılıyor. Özbekistan ve Kırgızistan üretici, Kazakistan hem üretici hem rezerv biriktiricisi, Türkiye ise dünyanın en büyük mücevher üreticilerinden biri ve güçlü bir talep merkezi. Fiziki altın bu ülkeler arasında zaten hareket ediyor.
Asıl soru şu: Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ortak bir dijital emtia piyasası gündeme gelirse, Türkiye'nin seçtiği merkezi ve izne bağlı model avantaj mı olur, engel mi? İki yönlü bir cevap mümkün. Merkeziyet, karşı taraf riskini tek ve denetlenen bir kurumda toplayarak karşılıklı tanınma müzakerelerini kolaylaştırır; bir düzenleyicinin muhatap alacağı tek bir kurum vardır ve rezerv doğrulaması kurumsal denetime dayanır. Buna karşılık her dönüştürme işleminin Bakanlık uygun görüşüne bağlanması, sınır ötesi bir kurguda karar süresini ulusal takvime bağımlı kılar ve karşılıklılık esasına dayanan bir piyasada Türkiye tarafını en yavaş halka haline getirebilir.
Bu ikilemin nerede çözüleceği belli. Borsa İstanbul'un Bakanlık uygun görüşüyle yayımlayacağı usul ve esaslarda saklama karşılıklılığına, yabancı saklama kuruluşlarının tanınmasına ve teslimat karşılığı ödeme kurgusuna yer verilirse, düzenleme bölgesel bir dijital emtia koridorunun hukuki zemini olabilir. Bu hükümler yer almazsa, Türkiye teknik olarak en sağlam, entegrasyon bakımından en kapalı modeli kurmuş olacak.
Bundan sonraki kritik eşik, Borsa İstanbul'un yayımlayacağı uygulama esasları olacak. Bu düzenlemeler yalnızca Türkiye'deki dijital kıymetli maden piyasasının işleyişini değil, Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasında oluşabilecek ortak dijital emtia altyapılarıyla birlikte çalışabilirlik kapasitesini de belirleyecek. FT Finansal Teknoloji bu süreci ve bölgedeki tokenize kıymetli maden girişimlerini izlemeye devam edecek.
Sesli Dinle
Editör Ekibi
FT Finansal Teknoloji editör ekibi, fintech ve dijital finans alanındaki gelişmeleri haber değeri ve editoryal perspektifle takip eder.
